Bulutların pembe ve yumuşacık pamuk şekerleri gibi olduğu bir dünyada, Emir Ali ışıl ışıl parlayan bir sırt çantası buldu. Bu çanta yıldız ve ay ışığından dokunmuş gibiydi. Emir Ali bunun sıradan bir çanta olmadığını biliyordu; gökyüzünden ona düşmüş bir Sorumluluk Çantasıydı.
Çanta, küçük çanlar gibi çıkan sakin bir sesle şöyle dedi: «Bana iyi bakarsan, dünyamız daha güzel olur.» Emir Ali gülümsedi ve dikkatle, beyaz bir inci gibi parlayan ilk iyilik tanesini çantanın ön cebine koydu.
Birden, Efsun adında büyük ve güzel bir kelebek, ışıltılı kanatlarıyla onun yanına kondu. Efsun, nazik bir sesle dedi ki: «Emir Ali, susamış çiçeklere birlikte yardım etmeye hazır mısın? Bu senin ilk görevin.» Emir Ali sevinçle sırt çantasını omzuna attı.
Çiçekleri biraz halsiz olan bir bahçeye vardılar. Emir Ali dikkatle çantasından küçük, sihirli bir suluk çıkardı. Sabırla her çiçeğe birkaç damla su verdi. Sorumluluğun, narin şeylere özenle bakmak demek olduğunu öğrendi.
Çiçekler canlanır canlanmaz, Emir Ali’nin çantası biraz hafifledi ve üzerinde küçük, gümüş renkli bir kanat filizlendi. Efsun, Emir Ali’nin etrafında dönüp dedi ki: «Aferin! İşini sevgiyle yaptın ve şimdi çantan daha da güçlendi.»
Biraz ileride, minik bir yıldız mor çimenlerin üzerine düşmüş, sessizce ağlıyordu. Emir Ali şefkatle yıldızı kucağına aldı. Yıldız dedi ki: «Yolumu kaybettim.» Emir Ali bu minik yıldızı, gökyüzündeki evine geri götürmesi gerektiğini biliyordu.
Emir Ali yıldızı sıkıca tuttu ve uzun adımlarla en yüksek tepeye doğru koştu. Dikkatle yıldızı kadife gökyüzüne doğru fırlattı. Yıldız yerine yerleşti ve sevinçle Emir Ali’ye göz kırptı. Sorumluluğunu çok iyi yerine getirmişti.
Şimdi bütün gökyüzü gümüş renkli gökkuşaklarıyla dolmuştu. Efsun ve Emir Ali, renkli pırıltıların yağmuru altında dans etmeye başladılar. Çanta artık çok daha güçlü bir şekilde parlıyordu ve bahar çiçekleriyle rüya gibi kokuyordu.
Emir Ali, sorumluluk sahibi olmanın aslında zor bir iş olmadığını anladı. Başkalarına yardım ettiğinde, kendi kalbinin de yıldızlar gibi aydınlandığını fark etti. Çantasını sıkıca kucakladı ve dünyasını daha güzel yaptığı için çok mutluydu.
Gece olunca Emir Ali, rüya ve ay ışığından yapılmış bir yastığa başını koyup uyudu. Sorumluluk Çantası da yatağının yanında duruyor, sakin sakin parlıyordu. Yarın, hayal dolu dünyasını hep neşeli tutması için onu bekleyen daha birçok güzel iş vardı.