Sakin bir gece, Roşna yumuşacık yastığının altında sihirli bir harita buldu. Harita neon renklerle parlıyordu ve Bilinmeyen Diyarlar’a giden yolu gösteriyordu. Roşna sevinçle gülümsedi ve macera dolu yolculuğuna başlamaya karar verdi.
Roşna odasının penceresinden çıktı ve ay ışığından yapılmış bir köprünün üzerine adım attı. Ay köprüsü ipek gibi yumuşaktı ve onu yıldızlarla dolu gökyüzüne doğru götürüyordu. Attığı her adımda, ayaklarının altında küçük çanların sesi duyuluyordu.
Birdenbire, Papak adında küçük mavi bir kuş onun yanına kondu. Papak’ın kanatları, güzel sulu boya resimleri gibiydi. Papak incecik bir sesle dedi ki: «Merhaba Roşna! Bulutların dondurma tadı verdiği bir yere gitmek ister misin?»
Papak öne doğru uçtu ve Roşna’yı renkli baloncuklardan oluşan bir ormana götürdü. Baloncuklar büyük ve şeffaftı ve içleri pembe yapraklarla doluydu. Papak coşkuyla baloncukların arasından geçiyor ve yolu gösteriyordu.
Suyu yerine sıcak portakal şerbeti olan bir denize vardılar. Roşna, tereyağlı bir bisküviyi andıran küçük bir adanın üstüne oturdu. Elini şerbete daldırdı ve onun tatlılığının keyfini çıkardı.
Papak cıvıldadı ve Roşna’yı şarkı söyleyen çiçeklerin bahçesine götürdü. Çiçekler esintiyle sallanıyor ve tatlı ninniler söylüyordu. Roşna ve Papak, kocaman mor bir süsen çiçeğinin gölgesinde birlikte dinlendiler.
Yakınlarda, Narmə adında büyük ve pofuduk bir kedi yıldız tozundan bir yığının üstünde uyuyordu. Narmə’nin gövdesi gece göğü gibi karanlıktı ama üzerinde yıldızlar gibi parıldayan küçücük noktalar vardı.
Narmə gözlerini açtı ve Roşna’ya sevgiyle baktı. Pofuduk nefesiyle Roşna’ya parlak bir inci hediye etti. Narmə dedi ki: «Bu inci sana her zaman eve dönüş yolunu gösterecek.»
Roşna pamuk gibi bir bulutun üzerine bindi ve Papak yanında uçtu. Göz kırpan yıldızların arasından geçerek Roşna’nın odasına geri döndüler. Roşna kendini çok cesur ve mutlu hissediyordu.
Roşna kendi yatağında uyandı. Şefkatli güneş odasına vuruyordu. Elini açtı ve o parlak incinin hâlâ elinde olduğunu gördü. Bilinmeyen Diyarlar’ın her zaman onu beklediğini biliyordu.