Arad, küçük, pırıl pırıl bir yıldız olan peri gibi, daima gözleri gökyüzüne döndürerek aslında çok özel bir yer olduğunu düşünürdü. O, bir sihirli katır ve rüya gibi bir dünyayı bekliyordu.
Aniden, tatlı bir ses duyuldu. "Tikitaki", katır ve zamanı renkten renge girmektedir; tam 1 saat içinde yola çıkacaktır.
Tikitaki her zaman tam zamanındaydı. Arad, parlak altın uçlu katırla birlikte, su kenarındaki yumuşak, narin çiçekleri geçerek ilerliyordu.
Katır, raylar üzerinde ilerlemeye başladı. Onlar, dağların derinlerinden ve gökyüzünden, rüzgarla dolmuş gök alacakaranlık geçiyorlardı. Tatlı sesli katır, her yerde yankılanıyordu.
Kenarda bir sarı bulut, küçük bir tavşan olan "Bırfı"ya ev sahipliği yapıyordu. O, gökyüzüne bakan, çok sevgi dolu biriydi.
Arad, Bırfı'yı alarak ona merhametle baktı. O, sürekli sıcak ve yumuşak bir alana götürdü. Ama o an onlarda iki nazik yolcu bir araya geldiler.
Arad, pencerenin dışına büyük bir şekilde baktı. Güneşten gençlik ve parıltılar ile yapılmış çiçekler ortaya çıkmıştı. Her dakikada bir, bir örümcek çiçeklerin üzerinde durmaktaydı.
Tikitaki dedi ki: "Zamanın geçişini anlamak, anların güzelliğine saygıdır." Katır, şehrin ışıklarına doğru ilerlerken yıldızların oraya yerleştirileceği aklımda belirdi.
Onlar, yıldızlar bayramına vardılar. Tikitaki, tam o sırada parıltının durmasını gözlemledi. Arad ve Tikitaki, tüm tatlı meyvelerin sarı pırıl pırıl tadını hissettiler.
Arad, zamanın bir dost gibi olduğunu fark etti ve özlemle gülümsedi. O, güzel bir gülümseme ile eve döndü ve tatlı rüyalar görmeye gitti.